Prostat Hastalığı

1.7.2016 13:33:50 BilgeDede
Prostat Hastalığı" title=  

Tarihçe :


Aslında tam anlamıyla çok da yeni olmayan bir yöntem olan ve "TransUrethtral Microwave Thermotherapy" (TUMT) denilen "Prostatın Mikrodalga ile Tedavisi" dünyada ilk olarak 1989 yılında Fransa'da uygulanmaya başlanmıştır. Tanıtımının hemen ardından yurdumuzda da kullanıma geçilmiştir. 1990 yılında Türkiye'de ilk olarak Dr. Deniz Ersev tarafından uygulamaya sokulan bu yöntem aslında 20 yıllık bir geçmişe sahiptir. 

Başlangıç döneminde, her yeniliğin ilk aşamalarında olduğu gibi, bir gelişme süreci yaşanmıştır. Tedavinin daha etkili olması yolunda yapılan çalışmalar sonucu, HE-TUMT tekniği ile daha yüksek enerjili olarak, 1998 yılında İsveç'te geliştirilmiştir. ProstaLund Feedback Thermothrapy (PLFT) adını alan ve 10 yıldır Avrupa ve Amerika'da tedavi alanında başarıyla uygulanan bu tedavi tekniği, artık son şeklini almış olarak yeni bilgisayar ve software yazılımını kullanmaktadır. Bu üretilen en son teknolojiye sahip dünyadaki cihazlardan birini yurdumuzda yine Dr. Ersev ilk olarak kullanmaya başlamıştır.

Bugün Avrupa Üroloji Birliği (EAU) ve Amerikan Üroloji Birliği'nin (AUA) cerrahi girişimlere karşı sundukları alternatif yöntemlerin en başında gelmektedir. Dünya literatüründe etkinliğini ve kalıcılığını kanıtlayan çok sayıda bilimsel çalışma yapılmıştır. 

Yöntem : 
İyi huylu prostat büyümesi, erkeklerde 50 yaşından sonra başlayan idrar zorluklarının en önemli nedenidir. Tıp dilinde Benign Prostat Hiperlazisi (BPH) denilen bu hastalık, yaş ilerledikçe daha çok belirti vermeye başlar. Başlangıcında, bazı hastalar için ilaç tedavileri kullanılsa da, genellikle cerrahi tedavi en iyi çözüm yoludur. İşte bu aşamada, yüksek riskli ve ameliyat olması sakıncalı hastalar geliştirilmiş olan tedavi yöntemi "Ameliyatsız Mikrodalga Termoterapi"dir. Ayrıca nispeten genç ve ameliyat sonrası meninin çıkmamasını önemseyen hastalar ile ameliyat olmayı hiç istemeyenler için de bu tedavi yöntemi kullanılmaktadır. 

Narkoz veya genel anestezi gerekmeden ve hastanın ameliyathaneye alınmasına gerek kalmayan bu yeni yöntemde, hastalar doktor ofisinde ortalama 12 dakikada tedavi edilir ve bir saat sonra evlerine dönerler. 

Tedavi sondasının içinden verilen ilaçla prostat bezi uyuşturulduğu için, yüksek ısıya maruz kaldığında hastanın acı duyması engellenir. Kısa olan tedavi süresince hastanın duyduğu sıcaklık veya idrar yapma hisleri, gerekirse bir ilaçla bertaraf edilir. Bu sistemde hem prostatın içinde hem de dışındaki dokulardaki ısılar anında ölçülmektedir çünkü çevre dokuların bir zarar görmesini önlemek için bu şarttır. Doktorun bizzat hastanın başında durup cihazı kontrol ederek prostatın içindeki ısı ve kan akımının sürekli değerlendirmesi oluşabilecek hasarın engellenmesi için gereklidir. Aslında tehlike durumunda sistemin kendini durdurması gibi bir özellik de ayrıca vardır. Tedaviyi uygulayan doktor, prostatın ısıya verdiği cevabı sürekli denetleyerek, prostat içinde gerekli yüksek ısıya ulaşılmasını ve yeterli tedavinin oluşmasını sağlar. Tedavinin dozu ve süresi her hastada değişiklik gösterir çünkü her hasta prostatın şekli ve dokuların ısıya verdiği cevap farlıdır. Prostatın çeşitli yerlerinden ve çevre dokulardan sürekli kaydedilen ısı ölçümlerinin izlenmesi sonucu cihaza gerekli müdahalelerle kişiye uygun en verimli ve en güvenli tedavi şemasının uygulanması sağlanır. 

Genel Bilgi : 
İyi huylu prostat büyümesi (BPH), 50 yaş üstü erkeklerin önemli sağlık sorunlarından biridir. 55-60 yaşından sonra her 4 erkekten birinin prostat tedavisi olması gerekir. Yakın zamana kadar bu hastalık için çözüm yolu olan iki yöntemden biri ilaç tedavisi diğeri ise cerrahi tedavi idi. Kullanımı kolay ama pek etkili olmayan ilaçların yanında, TUR veya GreenLight Lazer gibi ameliyat çeşitleri etkilidir ama narkoz veya spinal anestezi, hastanede yatma, idrar kaçırma, iktidarsızlık ve kanama gibi arzu edilmeyen problemleri beraberinde getirir. 

Hastanın toplam 1-2 saatte tekrar günlük yaşamına döndürebilen modern yöntem olan Mikrodalga ile Ameliyatsız Prostat Tedavisi, etkili ve güvenli olduğu kadar sürekliliği olan bir tedavi şeklidir. Avrupa ve Amerika'da yaklaşık 10 yıldır 200 seçkin merkezde kullanılmaktadır. Hatta tedavinin bu son orijinal şeklinin babası olan Dr. Schelin, İsveç Kralı'nı dahi bu yöntemle tedavi etmiştir. Bu zaman içinde hastalığı nüks eden hasta oranı yüzde 9'dur. Bu oran TUR ameliyatına benzer, lazer tedavilerinden üstündür. 

Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi ile 100 gr.ın üstündeki prostatlar da tedavi edilmektedir. Yapılan çalışmalar 130 gram civarındaki prostatlarda bile tedavinin başarılı olduğunu göstermiştir. Devamlı idrar sondası kullanmaya mecbur olan hastalarda yapılan tedavilerde ise, hastaların yüzde 85'i sondadan kurtularak normal idrar yapmaya başlamıştır. 

Halen tüm dünyada prostat tedavisinde "altın standart" olarak kabul edilen olan TUR ameliyatına benzer oranda yani yüzde 90'a yakın başarı sağlayan Ameliyatsız Mikrodalga Tedavi, emniyeti ve uzun dönemdeki kalıcı etkisi ile Avrupa Üroloji Birliği'nin resmi kılavuzunda, ameliyata alternatif olmuştur. ( http://www.uroweb.org/fileadmin/ t x_eauguidelines/BPH.pdf ) (sayfa 95) ayrıca Amerikan FDA tarafından 2002 yılında onaylanmıştır.

Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi'ni en üstün yapan durum, anestezi alamayacak en riskli hastalarda bile uygulanmasıdır. Devamlı sondaya bağlı hastalar, Parkinson veya Alzheimer gibi hastalığı olanlar, kan sulandırıcı ilaçları devamlı kullanmaya mecbur hastalar dahil bütün hastalar hiç bir risk almadan güvenle tedavi edilebilir. 

Tedavi Süreci : 
Tedavisi bitince, 1 saat içinde gündelik yaşamına dönen hastada, prostat içindeki iyileşme süreci 2-3 haftada biter. Bu zaman zarfında hastalar dışarıdan görünmeyen spiral bir stent ile idrarlarını normal yoldan yaparlar. 
Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisinde en sık görülen yan etkiler başlangıç dönemindeki sık idrar hissi ve hafif yanmadır. İlk günlerdeki bu hisler basit ilaçlarla bertaraf edilir. Cerrahi girişimlerde görülebilen kanama, idrar kaçırma, iktidarsızlık yakınmaları bu tedavide rastlanmaz. Kuru ejakülasyon (meninin gelmemesi) riski ise diğer tedavi seçeneklerine göre çok düşüktür. Hastalar 1 ay içinde normal cinsel hayatlarına dönerler. 

Ek Bilgi :
Dünyanın en önemli ürolog cerrahlarından olan Prof. Dr. Arthur D. Smith " Ameliyatsız Mikrodalga Prostat Tedavisi "nin, kendi yaptığı prostat ameliyatları kadar etkili olduğunu belirtmiştir. 

Başkanı olduğu New York'taki Üroloji Enstitüsü'nde yaptığı araştırmanın Nisan 2008'de yayınlanan sonuçları, Mikrodalga Ameliyatsız Tedavinin, TUR ameliyatı kadar başarılı olduğunu ve uzun dönemdeki kalıcı etkileri nedeniyle de ameliyata alternatif olduğunu göstermiştir. 

Bu makalenin yayınlandığı "Journal of Endourology" dergisi, üroloji dünyasındaki teknolojik tedavilerin sonuçlarının açıklandığı ve tartışıldığı en saygın bilimsel dergilerden biridir. 

Halen prostat tedavisinde TUR-P ameliyatının "altın standart" olarak kabul edildiği gözönüne alınırsa, Mikrodalga Ameliyatsız Prostat tedavisinin dünya ürolojisinde nasıl seçkin bir yere kavuştuğu rahatça anlaşılır. 

Bu görüşünü, dünyanın pek çok yerinden gelen sonuçlarla destekleyen Prof. Smith, şu anda Türkiye'de kullandığımız CoreTherm adlı cihazı ayrı ve özel bir yere oturtmaktadır. 

Kısaca PLFT (ProstaLund Feedback Thermotherapy) denilen tedaviyi uygulayan bu cihaz, Amerika'da 125 ve Avrupa'da 75 merkez olmak üzere Dünyada toplam 200'den fazla seçkin merkezde kullanılmaktadır.




 Prostat Hastalıkları

Prostat, erkeklerde bulunan ve meninin büyük bölümünü yapan, kestane şeklinde ve büyüklüğünde, 18-20 gr. Ağırlığında, bez yapısında bir organdır. Mesanenin hemen altında yerleşmiştir ve içinden idrar yolunun "üretra" adı verilen son kısmı geçer. Meninin dışarı atılması da idrar yolundan olduğu için, prostat üretra ile yani idrar yolu ile bu nedenle sıkı bir ilişki içindedir. 

Prostat hastalıkları üç ana grupta toplanır: 
1) Prostat iltihapları (prostatit) 
2) Prostat kanseri 
3) Prostat büyümesi.

Prostat iltihapları daha çok 17-50 yaşları arasında görülür. Genellikle dışarıdan idrar yoluna giren mikropların prostat içine yerleşmesiyle oluşur. Bazen de idrarın prostat bezi içine kaçması sonucu asit etkiyle prostat dokusuna hasar vermesiyle oluşur. Prostatit denilen bu iltihaplar, müzminleşip kronik bir hal aldıklarında kökünü kurutmak oldukça zor bir hale gelir. Prostatitlerde, sık idrara gitme,peniste yanma hissi, idrar yaparken acıma, kuyruk sokumunda ağrı ve bazı cinsel fonksiyon bozuklukları görülür. Üşütmekle, alkol almakla, acı ve baharatlı yiyeceklerle ve düzensiz cinsel hayatla yakınmalar daha da artabilir. 

Prostatın ikinci gurup hastalığı olan prostat kanseri ne yakalanma oranı yaş ilerledikçe artar. Buna karşılık, hastalığın tehlikeli bir seyir göstermesi olasılığı ileri yaştaki hastalarda daha azdır. Prostat Spesifik Antijen ( PSA ) denilen kan testi hastalığın teşhisinde önemli bir yer tutar. Prostat kanserine uygun tedavinin yapılabilmesi için hastalığın hangi aşamada olduğunun bilinmesi gerekir. Bunun için filmler çekilmeli ve bazı tetkikler yapılmalıdır. Ayılmamış olan kanserlerde prostatın tamamen alınması gerektiği halde, ilerlemiş hastalıklarda hormon tedavisi, ilaç tedavisi veya ışın tedavisi uygulanır. Erkeklerin 50 yaşından sonra, yılda bir prostat kontrolü yaptırmaları, erken teşhis ve etkili tedavi için gereklidir. Çünkü erken teşhis edilen prostat kanserinde hastalığın tamamen tedavi şansı çok yüksektir.

Prostatın hastalıkları arasında en sık karşılaşılan prostat büyümesi dir. 45-50 yaşlarından başlayarak, idrar yolunu çevreleyen prostat hücreleri çoğalarak ve büyüyerek üretrayı dışarıdan sıkıştırırlar. Tıp dilinde "Benign Prostat Hiperplazisi"(BPH) denilen hastalık böylece oluşur. Gerçekte büyüyen bütün prostat değil de "adenom" adı verilen bir kısım hücre grubudur. Bütün tedavi yöntemleri bu adenom dokusunun idrar yoluna yaptığı baskıyı azaltmak veya ortadan kaldırmak için amacına yöneliktir. Altmış yaşını geçmiş erkeklerin yarısından fazlasında prostat büyümesi mevcuttur ve bu oran yaş ilerledikçe artmaktadır. Prostat büyümesi bulunan erkeklerin yarıya yakın kısmında ise idrar yakınmaları oluşmaktadır.

Hastalık oluştuğunda, çeşitli idrar yapma zorlukları görülür. Bunlar arasında en belirgin olanları gece sık idrara kakma, idrar yaparken zorlanma, idrarın çatallı çıkması, mesaneyi tam olarak boşaltamama, aniden idrar bastırması ve idrar kaçırmadır. Kabızlıkla, üşütmekle, uzun süre sabit oturmak veya yolculuk ile bu belirtiler daha da artabilir. Mesane, daralmış olan idrar yolundan dışarı idrarı atmakta zorlanır ve kasılma gücü giderek azalır. Zamanla, içindeki idrarı boşaltamaz hale gelir. Mesanenin içinde devamlı olarak kalan idrar, mikropların üremesi için uygun bir ortam oluşturur. Sık sık idrar yolu enfeksiyonları ve mesanede taş oluşması görülebilir. İlaç tedavileri ile, mesanede birikmiş olan idrarın tam olarak boşalması sağlanamasa bile, hiç olmazsa zararsız bir düzeye indirilmesine çalışılır. Bazen hasta idrarını hiç yapamaz. O zaman idrarın bir sonda ile boşaltılması gerekir. Hastalık zamanında tedavi edilmezse böbrekler de zarar görür ve böbrek yetmezliği oluşabilir.

Hastalığın tanısı için, makattan parmakla prostat muayenesi yapılır. Modern teknolojinin yardımıyla "üroflovmetre" denilen elektronik cihaz ve ultrason kullanılarak hastalığın derecesi bilgisayar yardımıyla tam olarak saptanabilir. 

Tedavinin geciktiği durumlarda;
Tamamen idrar yapamaz hale gelme
Mesane taşı
Mesane ve böbrek enfeksiyonları
Geriye kaçan idrarın idrar yollarını genişletmeye başlaması
İflas etmiş mesane
Böbrek yetmezliği görülebilir.
TEDAVİ : 

Bilinmesi gereken şey, sadece tek bir yöntemin ideal olmadığıdır. Her hasta için ayrı ayrı tedavi metodları uygun veya gerekli olabilir. Her yöntemin başarıyla kullanıldığı durumlar vardır. 

Sadece hastayı gözleyerek bekleme, ilaç tedavileri, minimal invazif yöntemler ve cerrahi tedaviler uygulanabilir. 
Prostatın idrar yolunu tıkamaya başlamasının erken dönem bulguları bir dönem ilaç tedavileri ile giderilebilir. İlaçsız veya ilaç vererek izleme sırasında yakınmalar veya vücuttaki hasar artmaya başlarsa, girişimsel tedaviler planlanır. 
Minimal invazif yöntemler içinde en etkilisi mikrodalga enerji ile prostatın eritilmesidir. Normal muayene odasında bir idrar sondasının içinden ve hiç anestezi gerekmeden uygulanan bu yeni yöntem, cerrahi tedaviler kadar etkin olabilmektedir. Yaklaşık 10 yıldır dünyada kullanılmakta olan bu tedavi, hiçbir ciddi risk taşımamaktadır. Yakın gelecekte, çok tercih edilen bir yöntem olmaya adaydır. 

Transuretral Prostat Rezeksiyonu (TUR-P) 

Kazıma yöntemi olarak da bilinen bu tedavi, prostat büyümesinde tedavisinde en sık kullanılan ve aslında en etkili tedavi yöntemidir. Ameliyat sonrası 1-2 gün sürebilen kanama görülürse de, bu genellikle ciddi bir sorun oluşturmaz.
Hastalar 2-3 gün hastanede kalırlar. Günlük yaşama dönmek için yaklaşık 10 gün, cinsel aktiviteye dönmek için yaklaşık bir aylık süre gereklidir. 

Greenlight lazer ile prostatın buharlaştırılması şeklinde uygulanan tedavi yöntemidir. Son yıllarda en güçlü 120 wattlık lazer modeli kullanıma girmiştir. Eski modellere göre daha kısa sürede daha fazla prostat dokusunu yok edebilmektedir. Hastalar genelde bir gün içinde taburcu olabilir. 

Açık Ameliyat 

Günümüzde artık çok büyük prostatların tedavisinde kullanılmaktadır. Ayrıca mesanedeki büyük divertiküllerin (balonlaşma) varlığında ve çok fazla, büyük ve sert mesane taşlarının olduğu durumlarda bu ameliyat yapılır.

 





SOSYAL MEDYA
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
12.000
Beğeni
Bilge Dede'de Yazar olabilirsiniz.

Yazar Girişi
Yazar Ol

Bilgi Paylaştıkça Çoğalır